Twitter Güncellemeleri Buraya

Hey! Sen!

Hey bebek! Evet, sen! Blogumu okuduğunu biliyorum, çünkü okumasaydın burada olmazdın! Öncelikle beni yakından takip ettiğin için ve daha da yakından takibe almak istediğin için kendimden gurur duyuyorum ve seni çok seviyorum! Blogun bu köşesinde beğendiğim resimleri ve videoları paylaşmayı hedefliyorum. Bir nevi bana ait olan bir el yapımı tumblr blogu gibi olacak işte. Umarım buraya uğramaya zaman bulabilirsin! Kendine iyi bak! *Muck*.

18 Haziran 2014 Çarşamba

Ben buradayım. Peki sen neredesin, Aycan?

Aycan, bu yazıyı senin için yazıyorum. Belki hala beni bir şekilde takip ediyorsun, ya da etmiyorsun. Bilmiyorum, çünkü bana hiçbir şey söylemeden yok oldun. Seni suçlamıyorum, yanlış anlama. Buna hakkım bile yok zaten. Ben kendimi suçluyorum. Asıl olay da bu. Aynen ''Esra Erol'la'' programındaki adayların ilk önce hayır deyip, sonra pişman oldum diyerekten taliplerini yeniden davet edip pişman olmaları gibi bir durum benimkisi. Zamanında ben senin nasıl bir ilişki istediğini anlamamıştım. Bana sürekli bahsettiğin o ''50 Shades Of Gray'' kitabı var ya, hani sürekli okuyordun da çok beğeniyordun? Seninle ayrıldıktan sonra o kitabın tüm serilerini birkaç gün içerisinde okudum ve bitirdim. Işte tam o zaman anladım senin ne demek istediğini ama biraz da kızdım ve kendime 'acaba biz sadece bir fantezi mi yaşıyorduk?' diye sordum ama senin iyi niyetini yine de anlamaya çalıştım.

Sen aslında sadece beni seviyordun ve hep benimle olmak istiyordun. Içinden kahroluyordun bana dokunamadığın, beni koklayamadığın, beni sahiplenemediğin için. Tıpkı benim sana olan hislerim ve duygularım gibi. Ben kendimi her zaman duygusal bir erkek olarak görmüşümdür ve her zaman da öyleydim. Bu artık burcumdan mı, hayatımdan mı, yoksa kişiliğimden mi kaynaklanıyor onu ben de bilmiyorum açıkcası. Önemli olan şu: Ben zamanında mezun olmak için hem kendimi kaybettim, hem de başkalarını. Sonuç ne oldu peki? Normal bir notla mezun oldum ve şu an üniversiteye başvuru yapabilmek için bekliyorum. Daha sonra da istediğim üniversiteye alacaklar mı, almayacaklar mı diye bekleyeceğim. Hayat hep beklemekle geçmesin istiyorum artık.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Tekrar yazmak istiyorum

Evet -- tekrar yazmak istiyorum. Ama her tekrar yazmaya başlamak istediğimde aklıma o eski günler geliyor. Zamanında yemin etmiştim kendime 'bir daha yazmayacağım' diye. Bu sene liseden mezun oldum ve yine geldim. Yine her zamanki gibi kendime koyduğum hedefler var ve bu hedefleri sonuna kadar kovalayacağım. Eskiden tatillerde ders çalışıp sınıf içerisindeki diğer arkadaşların benden üstünlüğünü, benimle onlar arasındaki açığı kapatmak için çalışırdım ve kendi kişisel dinlenme ve eğlenme etkinliklerimi tamamen bir kenara bırakırdım. Artık bir lise mezunuyum. Peki ya şimdi ne olacak? Nasıl devam edeceğim?

16 Ağustos 2013 Cuma

Bir blog yazarı daha veda edecek gibi gözüküyor buralara...

Zevk alamıyorum. Yazacağım tonla kelimeyi iki kelimeyle anlatabilirken, neden bu kadar yazmaya çalışıyorum? Çok yakında ben de buralardan gideceğim gibi gözüküyor. Artık buralarda kalmam için de bir sebep kalmadı diye düşünüyorum. Elbette yazıyorum ve belki okuyanlar bile vardır, belki de yoktur, kim bilir. Lakin, ben eskiden bu kadar saçma şeyler hakkında yazmazdım. Aşkmış, şöyleymiş, böyleymiş, cartmış, curtmuş. Bunlar inanılmaz saçma şeylermiş arkadaş. Bana göre değil. Anna'dan ayrıldım, çünkü sıkılmıştım. Ben ilişki insanı değilim. Bazen sinirli olmak istiyorum, özgür olmak istiyorum, şöyle ya da böyle olmak istiyorum. Hep aynı, mutlu insan olamam ve öyle biri olmaya da çalışamam. Üstelik ''aşk'' dediğim şey beni yolumdan saptıran, beni aptallaştıran bir yük hâline gelmişti. Tek başıma daha iyiyim. Tek başıma olmak istiyorum, çünkü ben kendimle kalmak istiyorum. MaNga'nın ''Beni benimle bırak'' şarkısı gibi. Buralara veda edeceğim gibi gözüküyor o hâlde.

13 Ağustos 2013 Salı

Canım sıkılınca ve kendimi kötü hissedince alışveriş yaparım!

Tatildeyken dışarı çıkmayı sevmem. Bu yüzden tatil öncesi dışarı çıkmamak için her şeyimi önceden hazır ederim. Örneğin: tüm nakit paramı banka hesabıma yatırırım, her yere abur cubur ve içecek depolarım (sivilcelerin bir önemi yok dışarı çıkmadıktan sonra) ve tabii ki de alışverişimi dışarı çıkmadan, yani internet üzerinden yaparım; yani Amazon'dan. Bu bir tanıtım yazısının başı gibi oldu ama değil, inan. Kendimi kötü hissettiğim zaman, bunaldığım zaman veya kendimi kötü hissettiğim zaman ilk başvurduğum şey hani şu amerikan filmlerinde ve dizilerinde o çok duyduğunuz ''shopping'' , yani alışveriş oluyor. Şu sıralar okul için hazırlıklar yaparken bir düşündüm: ''Benim neye ihtiyacım var?'' sorusunu sordum kendime ve ihtiyacım olup, ihtiyacım olmayan her şeye kadar Amazon'u gezip tonlarca sipariş verdim. Bunların arasında: kot pantolonlar, t-shirtler, gömlekler, iç çamaşırları, kalemler, defterler ve onca daha başka şey var. Şimdilik yine huzur buldum ve rahatladım; peki ya sonra?

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Bir anlığına da olsa hayatı siklememe duygusu oluşabilir mi?

Boşalmak. Benim aklıma, ''hayatı siklemediğin kısa bir anı tarif et'' deseler, ilk önce boşalma gelirdi. Mastürbasyondan sonra oluşan o his, o açıklanamayan lanet his... O hisden önce seversin, aşık olursun, sonuna kadar sıkılmam dersin ama boşaldıktan bir dakika sonra ''Konu neydi?'' diye sorarsın kendine. Doğru mu Samet? Doğru, doğru. Kadınlarda da böyle mi bilmiyorum, fakat erkeklerin çoğunda azdırmayı bir koz olarak kullanabilir kadınlar aslında. Azma noktasında bir erkek neredeyse her şeyi göze alabilecek duruma gelebilir bazen. Bakarsın kredi kartı şifresini, donuyla birlikte karşısındaki kadına soyunup teslim edebilir. Söylemek istediğim şu ki: Mastürbasyon dışında (ve tabii ki de beyni uyuşturan tüm maddeler haricinde) acaba başka ne var bize hayatı bir anlığına unutturan ve es geçtiren? Aslında bundan çok ilginç bir araştırma konusu olurdu ama ne yaparsın işte; günümüzde dersden başka, okuldan başka, eğitimden başka oraya buraya sapabiliyoruz da, kendimize zaman ayırabiliyoruz da biz mi yapmıyoruz? Fuck the system?