Twitter Güncellemeleri Buraya

Sayfalar

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Uzun sürecek bir ayrılık söz konusu. Ne yapacağım?

Onu özlüyorum. Onu seviyorum. Ona haber veremeden siktirip gittim adeta. Yapabileceğim hiçbir şey yoktu ve bunun için çok üzüldüm zamanında. Aramıza ailem girdi. ''Birlikte olmanızı istemiyoruz. En azından liseden mezun olana kadar'' dediler. Canım çok sıkıldı. Bunalıma girdim ve etrafımdaki insanları kendimden uzak tutmak istedim. Özellikle de sevgilimi. Son günlerde kafasını çok bozmuştum, kendime çok aşık etmiştim onu. Bunu da istemiyordum, zaten kendisine de söylemiştim. ''Bana çok aşık olur, kendini bana çok kaptırırsan ve ben bir gün bir şekilde yok olursam çok acı çekersin, beni çok ararsın. Güçlü bir kız olmanı istiyorum. Bensiz de hayatını yönetebil istiyorum'' demiştim. Korktuğum başıma geldi. Çok geç.

Ailemin bu isteğinden zorlamasından sonra ve bunalımlarımı da hesaba kataraktan, kendi kararım olan tüm sosyal medya hesaplarımı silme kararını verdim. Facebook, Twitter, YouTube ve sitemi kapattım. Artık bana kimse ulaşamazdı. Sınıf arkadaşlarım bile mail atarak ulaşabilirlerdi bana artık ama bu beni ilgilendirmezdi bile. Asıl önemli olan sevgilimdi. Bana WhatsApp'tan veya e-mail yazarak ulaşabilirdi artık sadece. Işte tam sosyal medyalarımı sildikten sonra da bir yasak geldi. ''Bilgisayarı kısıtlı ve anlamlı'' kullanma yasağı. Bütün onbirinci sınıf boyunca (Türkiye'de lise dört sene ise bu sınıf üçüncü senesine denk geliyor) derslerimden başka işlerle uğraşmadım. Yaptığım tek hatalı şey belki dizi izlemekti fakat onu da herkes yapıyor. Onu da yapmasaydım tam asosyal olacaktım. 


Iletişim kesildikten sonra bana hayvan gibi uzun ve çok mesajlar yazdığını gördüm. Elimden hiçbir şey gelmiyordu. Blogunu, Twitter'ını ve Tumblr'ını takip ediyordum onun ama bir şey yazamadığım için (takip altındayım - bir şey yaparsam anında bulunur. Onu o şekilde takip etmem bile çok riskliydi ve hâlâ da riskli) kendimi çok kötü hissettim. Telefonu elime alır almaz hemen ona yazdım. Böyle böyle dedim. Seni seviyorum dedim. Tabii ki de bunun bir aması vardı. ''Ama eğer beni bekleyemeyeceksen, benden ayrılmak istersen, beni bırakırsan seni kesinlikle anlarım'' dedim ve cevabı olumlu geldi. ''Ben sana bağlıyım, sadece seni istiyorum ve seni bekleyeceğim'' dedi. Bu beni sevindirdi ama bir yandan da beni biraz endişelendirdi. Ya beni beklerken onun hayatını bok etmiş olursam? Bundan sonra daha hesaplı olmam gerekiyordu.

Sürekli WhatsApp'ten yazdıklarını okudum ve elimden geldiğince cevaplayabildim. Görüşemediğimiz bu süreç içerisinde aklımdaki projeleri ve planları bir kenara nihayet yazabildim ve onları gerçekleştirmek üzere bu yaz uğraşacağım. Bu konuya az sonra değineceğim. Öncelikle blogumun tasarımını değiştirdim, onu söyliyeyim. Bunun sebebi: uzun bir süre boyunca, bundan sonra tehlikeye girmemek için bilgisayara araştırma yapmak için gireceğim fakat yazı yazma isteğimi de içimden atmak için bilgisayarımda metin belgelerine yazacaklarımı yazacağım ve zaman kaybedip yakalanmamak için onları kopyalayıp yapıştırıp paylaşacağım. Bu şekilde güncel kalmış olacağım. Çok fazla yazamayacak olsam da, en azından bir başlangıç olmuş olacak. En önemlisi de tehlike biraz (ama çok az) azalmış olacak. 

Bugün bana sesini duymak istiyorum diye mesaj atmış. Sesimi duyması için elimden geleni yapmaya çalışacağım. Ayda belli bir zaman içerisinde, ortam müsait olduğu zaman hemen onu aramayı düşünüyorum. Bunu yazarken, tabii biraz baskı uygular gibi yazmıştı fakat beni özlediğinden dolayı ve beni artık kaybettiğini düşündüğü için veya belki de beni aptal gibi beklemek istemediği için, hayatına devam etmek istediği için bunu yaptığını düşündüm ve onu anladım. Empati bir ilişkide önemli. Tabii eğer buna ilişki denilebilirse. 

Bu arada yazı bitmeden ona bir mesajım var: gerçekten elimden bir şey gelmiyor. Keşke daha fazla yazabilsem veya ne bileyim, bir şekilde ulaşabilsem ama olmuyor aşkım. Lütfen bu yazdıklarımdan çok hesaplı ve çok mesafeli davranmamız gerektiğini anla. En azından mezun olana kadar böyle olacağını anla. Mezun olduktan sonra yanına geleceğimi biliyorsun. Seninle nasıl vahşi bir şekilde seks yapacağımızı biliyorsun (evet, utanmadan yazıyorum bunları). Bu arada seks demişken: Elimdeki malzemeler tükeniyor, sesli videolar bekliyorum bebek. Sen anladın hani *göz kırpması*. Seni seviyorum.

Okuyuculara not: Sizce böyle resimsiz kalsa daha mı iyi olur, daha mı kötü olur? Tasarım nasıl olmalı? Böyle iyi mi? Fikriniz benim için çok önemli! 

6 yorum:

  1. Ciddi, düzgün ve olgun bir şekilde atlatırsak bu uzun süreci her şey güzel olacak :)
    Yazılarını okumayı özlemişim, hem okuduktan sonra bana ilham/konu/düşünce verdi ve bir şeyler karaladım :)

    RAWR! Ben anladım seni *göz kırpması*
    Seni seviyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim ilhamım sensin canım :) Anladıysan bekliyor olacağımı da biliyorsundur zaten! Ben de seni seviyorum.

      Sil
  2. Ailenin yaptıkları da senin iyiliğin için, ama ince meselelere karıştıkları zaman senle ters düşeceklerini anlayamamışlar...

    Herneyse, yazının sonunda "Höh, aile var burada!" desem de sonra... Anladın işte, her neyse.

    Ben sadelik aşlığıyım, bana kalsa resimsiz. Ama bunu söyleyen tek kişi ben olabilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki de. Ailelerin ve yetişkinlerin en iyisini bilmelerinin bir sebebi var. Gerçekten de bazen Anna ile abartıp birbirimizi etkilediğimiz oluyor. Bu yüzden bu yasağın gelmesini ikimiz de bir yere kadar yerinde buluyoruz, fakat bu kadar ağır olması gerekmezdi gerçekten. Sonuçta biz bir nazi kampında değiliz ^^

      Karnem de gayet yerinde (iyi) gelmesine rağmen mezuniyet öncesindeki son senemi (lise sondayım artık) batırmamı istemiyorlar. Anna da zaten çok anlayışlı olduğu için bunun üzerinde beraber konuşup ve düşünüp bir karar aldık.

      Bu arada Anna hakkında biraz bahsetti. Yazılarımın seni mutlu etmesine sevindim :)

      Sil
  3. Kendini fazla arada kalmış gibi hissediyorsun gibi geldi. Hani Anna'yı seviyorsun ama onun seni beklemek istemesi onun hayatına müdahale etmiş gibi hissettiriyor sana gibi geldi. (Cümlemi anladıysan inanamayacağım. Anlatacağım şey biraz karıştı) Bu bence Anna'nın kararı. Seni beklemek istemesine bir şey diyemezsin. Bence Anna bekleyebilecek kadar güçlü bir kız. :) Bunu atlatabileceğinize inanıyorum. :) Senin ailenin aynısı bende de var. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cümlen gayet düzgündü, bu yüzden ne demek istediğini çok iyi anladım. Bir nevi beni teselli ediyorsun ve kendine fazla yüklenme diyorsun. Bu Anna'nın kendi seçimi, sen dert etme, fazla düşünme ve ona bırak diyorsun. Bırakacaksa zaten bırakır, bırakmayacaksa da bırakmaz diyorsun.

      Anna dediğin gibi çok güçlü bir kız. Bu yüzden de yokluğumda yazdıkları beni çok etkiledi. Elimden bir şey gelmeyip birine ulaşamamak ve o insanın senden haber alamaması çok ama çok kötü bir şey. Bütün bunlara rağmen bana sadık kalıp benim yanımda durmayı seçti o ve bu yüzden ona aramızdaki kilometrelerce mesafeye rağmen daha da yakınlaşmamı sağladı.

      Bütün bunları da inşallah atlatacağız ve birbirimizi göreceğiz. Gözlerinin içine bakarak ''seni seviyorum'' demek istiyorum ve ona sarılmak istiyorum. Bu sürecin acısını onu çok mutlu ederek geçirmek istiyorum. Bunların hepsi ikimizin de öncelikli olarak eğitim hayatında başarılı olmasıyla sonuçlanacak bir şey.

      Ailemizin aynı olması beni sana o yönden yakın hissettirdi. En azından empati kurabilecek ve beni anlayabilecek, hatta (kim bilir, belki de) beni teselli edebilecek bir insan daha kazandım. Yakınımda olmasını istediğim veya kaybetmek istemediğim insanlara değer veririm ve değer verdiğim insanları hiçbir şekilde kaybetmek istemem. İlk başta ailem, Anna ve daha sonra da arkadaşlarım geliyor benim için. Senin de bir yerin oldu artık, çünkü beni anlayabiliyorsun.

      Bu arada yazılarını takip ediyorum ve yazış şeklini gerçekten seviyorum. Yazıda .gif veya .png ya da .jpg varmış, hiç önemli değil bunlar. Asıl önemli olan duygularını, fikirlerini ve düşüncelerini bizlerle paylaşman ve paylaşabilmen. Yazmaya devam et. Bu arada pek bir şey diyemesem de o çocuk sana artık gerçekten değer vermeye başlamışa benziyor. Yine de kendini tam olarak kaptırmadan onu biraz analiz et, onu çözmeye çalış. Belli bir amacı var mı? Bir gelecek? Bir yaşam? Bir ''BİZ'' var mı diye bak, ondan sonra, emin olup mutlu olacağını düşündüğün zaman onun kollarına at kendini.

      Yorumun için çok teşekkür ederim Spotty. Anna ve benim hakkımda düşünceni paylaşman benim için çok şey ifade ediyor :) !

      Sil

Küfür etmeyin de ne yazarsanız yazın amk. Ironiye bak...